Karışan Anılar, İmgeler…

18 Mart 2016

Karıştırıyorum bazen, yıllardır özenle biriktirdiğim bu anıların hangisi hangi kenttendi?
Mesela, hangi pazardandı bu taşlı tokalar? Kalabalık, rengarenk bir kasaba pazarıydı ve tezgahın yanı başında, annesini kaybettiği için sümüğünü çekerek ağlayan ufak bir oğlan çocuğu vardı. Dilini anlamadığım için yardım edememiştim… Neredeydi, Tanrım! (Galiba Douz…)

Peki en sevgili kırmızı şalımı nereden almıştım? Puslu bir kış kentiydi ve beni sıcacık sarmasından çok mutlu olmuştum. Üstelik de öyle çok eskilerde değildi ama tam olarak neresiydi; çıkaramıyorum… (Ankara olmalı!)

Allahtan, kitapların içerisine isim ve tarih yazma adetim var ve eğer bir kitabı yabancı bir kentten almışsam, bu “ex libris”in içerisinde o kentin adı da yerini alıyor; yoksa doğrusu, bu kitabı Viyana’dan aldığımı hiçbir şekilde hatırlayamazdım…

Peki, tadı damağımda kalmış şu içki, hangi kentten? Işıklarla dolu bir kentti ve geniş bulvarlarında, bu eşsiz içkinin etkisiyle şarkılar söyleyerek sabahın ilk saatlerine kadar dans etmiştik… (Madrid olabilir mi acaba?)

Bir yaz günü, olağanüstü incelikte bir müzede elimi arı sokmuştu da, ben, Tanrılara nektar üreten bu eşsiz yaratık aracılığıyla, tarih öncesinden bir mesaj gibi algılamıştım bu olayı!

Güneşli bir Akdeniz kentiydi… (Heraklion diyeceğim ama; emin olamıyorum bir türlü!..)

“Madam Butterfly”ı izlediğimiz o güzelim opera binası hangisiydi? (Budapeşte mi, Berlin mi? Tanrım, unutulacak şey mi bu?)

Sevdiğimle tartışmıştık deniz kıyısında bir çay bahçesinde; sonra kuşlar tepemizde alçaktan uçarken, bakışarak barışmıştık… İzmir miydi acaba, yoksa Mersin mi? Nasıl birbirine benziyor aslında tüm kıyı kentleri… Peki, benim ağladığım o kent meydanı hangisiydi? Sabah ezanı ile uyandığımız kent? Sanki Giresun? Veya Halep olabilir mi? Galiba ikisi birden… İnsanlar farklıydı ama sanki… Ya bu resimdeki saraydan dönme o ihtişamlı otel Katmandu’daki mi yoksa Marakeş’teki mi?

Sonra, flu kalmış bu anıların her birinin yarattığı ve yeniden yaşattığı duyguların izini sürerek, dünya haritasının o kente en yakın noktasına kadar ulaşıyorum… Tam bir adres bilmemek önemini yitiriyor; yaşanmış olanların tadı öne çıkıyor belleğimde. Ve böylece de, yeryüzü coğrafyası üzerinde, benim tutkulu bir parçam haline dönüşmüş köşelerden herhangi birisinde, yepyeniden maceralarım başlıyor; yeni insanlarla, yeni umutlarla…

Bu yazı, Güzin Yalın’ın Ruhun Gıdası Kitaplar tarafından yayına hazırlanmakta olan ‘Geri Çağıran Kentler’ adlı kitabından alıntıdır.

 

   

Özet
Karışan Anılar İmgeler
Başlık
Karışan Anılar İmgeler
Açıklama
Karıştırıyorum bazen, yıllardır özenle biriktirdiğim bu anıların hangisi hangi kenttendi? Mesela, hangi pazardandı bu taşlı tokalar? Kalabalık, rengarenk bir kasaba pazarıydı ve tezgahın yanı başında, annesini kaybettiği için sümüğünü çekerek ağlayan ufak bir oğlan çocuğu vardı. Dilini anlamadığım için yardım edememiştim… Neredeydi, Tanrım! (Galiba Douz…)
Yazar
Yayıncı
gidivermek
Yayıncı Logo
Yukarı