Okura Kış İçin Layıkıyla Kaybolma Kılavuzu

8 Ekim 2015

Gök gürültüsü, buğulanmış pencere, fokurdayan çaydanlık (ya da ıslık çalan çay makinesi), lekeleri yüzünden ters yüz edilmiş battaniye, kesif kahve kokusu, belki biraz da elma marmelatlı kurabiye ya da daha iyisi mahalle pastanesinden Paskalya Çöreği…

 

Kış geldi. İçimize kaçıyoruz biraz. Daha saf durumların içine giriyoruz. Çünkü üşüyoruz, her türlü. Çünkü düşünüyoruz, her şeyi. Kış budur. Uyuturken diriltir bir şeyleri.

 

Kış şudur: Kayboluştur. Kış giysileri bile sanki bunun için yapılmıştır; salt bedeni daha çok örtmek için değil, ruhu da daha sıkı korumak, kollamak için.

 

Seçilmiş yalnızlıkların mevsimidir kış. Bu yüzden garip ve tutkulu bir haz da verir, tabii yaşamasını bilirsen. Biraz kurgu da ister hani. Öyle doğaçlama seyretmez bu gri film.

 

Bu kış ne alırdınız, sevgili okur? Felsefe, roman, şiir, öykü, deneme, inceleme, söyleşi, anı, sanat… Hepsi mi? Al okur, hepsini al. Daha önce okumaya yanaşmadıklarını da al. Hiç tanımadığın yazarların yazdıklarına da yüzünü dön.

 

  1. Uluslararası İstanbul Kitap Fuarı Kasım’da. Kışın, kış okumalarının resmi açılışı olarak kabul edebilirsin pekala. Fuarın bu yıl ki teması “Mizah: Hayata gülümseyerek bakmak”. Bu yılın onur konuğu ise Romanya. Romanya da diyor ki, “Size bazı sözcükler borçluyuz”. Ve bu yıl fuarda Aziz Nesin’in 100’üncü yılı nedeniyle Nesin Vakfı ve Nesin Yayınları işbirliği ile özel bir program da hazırlandı. Bu günlerde imza günleri de açıklanacak. Tüm bunlar kaçar mı? Kaçmaz.

 

Kabul, meşakkatli bir iş fuara ulaşmak ve kitap taşımak. Ama git, gitmeye çalış. Senede bir gün de olsa kitap için yol yap. “İmkanım yok,” diyorsan sanal kitap fuarlarından mutlaka faydalan. Zincir mağazalar dışında kitapçılara, sahaflara bir adım at.

 

Kışın gelişini kendince kutla, okur. Kelimeler seni sarsın, sen kelimeleri ısıt. Hikayelerin sana ihtiyacı var. Sen ol ki, onlar yaşasın…

   

Yukarı